İLERLEME VE ETKİ RAPORUMUZ

2022 marka etki raporumuza da buradan erişebilirsiniz.

2024 ETKİ RAPORUMUZA GÖZ ATIN

TEMEL ALANLARIMIZ

Doğal Kökenli Bileşenler Ne Anlama Geliyor?

Bir bileşenin 'doğal kökenli' sayılabilmesi için ya doğal halini tamamen korumuş olması ya da doğal kaynaklardan elde edilip işlenmiş olmasına rağmen moleküler yapısının %50'den fazlasının orijinal bitkisel veya mineral kaynağını koruyor olması gerekir. Doğal kökenli bileşenler, doğal ham maddelerle başlasa da üretim sürecinde değişikliğe uğrayabilirler; bu nedenle, doğada bulunan malzemelerden dönüştürülmüş sentetik bileşenler içerebilirler.

Örneğin; jojoba yağı gibi doğal bir maddeyi ele alalım. Yağın stabilitesini artırmak ve dokusunu düzenlemek için uygulanan işlemler sonucunda 'hidrojenlenmiş jojoba yağı' elde edilir. Bu bileşen kimyasal işlemden geçmesine rağmen, moleküler yapısının %50'den fazlası bitkisel kaynağını koruduğu için 'doğal kökenli' olarak kabul edilir. Ürünün toplam doğal köken yüzdesi hesaplanırken, su da dahil olmak üzere tüm bu bileşenlerin ağırlık oranları toplanır. Örneğin; formülün %60'ı su ve %36'sı doğal kökenli bileşenlerden oluşuyorsa, ürün %96 doğal kökenli olarak etiketlenir. Kalan %4'lük kısım ise ürünün performansını, dokusunu ve korunmasını sağlayan diğer bileşenlerden oluşur.

BÜYÜK BİR ETKİ YARATMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ

Maybelline New York olarak geri dönüşüm oyunumuzu geliştiriyoruz: geri dönüştürülmüş ambalajlardan ürün toplama programlarına, sektörde ilk kez gerçekleştirilen iş birliklerine kadar.

DAHA SÜRDÜRÜLEBİLİR AMBALAJ İÇİN ÇALIŞIYORUZ

Ambalajlarımızın çevresel ayak izini azaltmanın bir yolu, ham plastiğe kıyasla daha düşük karbon etkisine sahip olan tüketici sonrası geri dönüştürülmüş plastik kullanımını artırmak. 2024'te tüketici sonrası geri dönüştürülmüş plastik kullanımımızı artırdık ve bu, ambalajlarımızda kullandığımız toplam plastiğin %9,2'sini oluşturuyor (2022'de %3,5'ti). Nihai hedefimiz, 2030 yılına kadar tüm plastik ambalajların %100 tüketici sonrası geri dönüştürülmüş plastikten yapılması.

DAHA GÜÇLÜ GERİ DÖNÜŞÜM SİSTEMLERİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ

Gerçek değişim, tüm güzellik sektöründe sistemsel dönüşüme katkıda bulunmak için kendi operasyonlarımızın ötesine bakmamızı gerektiriyor. Bu nedenle döngüsellik çalışmalarımız geniş bir yelpazeyi kapsıyor: ambalaj toplama programlarından geri dönüşüme erişimi genişletmeye, geri dönüştürülmesi oldukça zor olan küçük format ambalajlar gibi ortak zorlukların üstesinden gelmek için güzellik sektörü genelinde iş birliği yapmaya kadar.

SSS

Hedefimiz, geri dönüşümün gerçek bir uygulama olmasını sağlayacak yollar bulmaya yardımcı olmak. Bu yüzden geri dönüşüm teknolojileri ve süreçlerinin geliştirilmesini desteklemek için ortaklıklar kurarak yatırım yapıyoruz. Tüketicilerimizle şeffaf bir ilişki kurmaya kararlıyız ve bu, daha sürdürülebilir bir marka olma yolculuğumuzda attığımız adımları paylaşmakla başlıyor. Sürdürülebilirlik hedeflerimizle ilgili ilerlememizi iki yılda bir yayınlanan Etki Raporlarımızda (2024 raporu ve 2022 raporu) ölçüyor ve raporluyoruz. Ayrıca sosyal medya ve dijital kanallarımızda güncellemeler sağlıyoruz. Seçili sürdürülebilirlik verileri, gerçek ve doğru olduklarından emin olmak için bağımsız bir denetçi tarafından denetleniyor.
Maybelline NY, sürdürülebilir ve sorumlu bir şekilde temin edilen bileşenleri sürekli aramaya kararlıdır. Bazı ürünlerimizde sürdürülebilir kaynaklı Shea Yağı, Kakao Yağı ve Pirinç Kepeği Yağı kullanıyoruz.
 
Bu yaklaşım, bu bileşenlerin biyoçeşitliliğe saygı gösteren ve çevresel etkilerini sınırlandırmaya yardımcı olan tedarik zincirlerinden geldiğini garanti ediyor.
Maybelline New York için biyolojik kökenli olmak; bileşenlerin bitkisel materyaller gibi tamamen yenilenebilir kaynaklardan elde edilmesi demektir. Araştırma ve İnovasyon ekiplerimizle birlikte, yüksek performanslı ve yenilenebilir içerikler geliştirmek amacıyla Yeşil Bilim'in (Green Science) gücünden faydalanıyoruz. Bu süreçte fermantasyon, ekstraksiyon ve dönüştürme gibi daha sorumlu yöntemler kullanarak karbon ayak izini, atık miktarını ve çözücü kullanımını en aza indirmeyi hedefliyoruz.
 
Yeşil Bilim uygulamalarımız; içeriklerin yetiştirilmesinden dönüştürülmesine ve formüle edilmesine kadar her aşamada çevresel etkiyi azaltan ve kimyasal kullanımını minimize eden yöntemleri kapsar.
 
Bu stratejik yaklaşımımız, kullandığımız bileşenlerin yalnızca yüksek performanslı olmasını değil, aynı zamanda biyoçeşitliliğe saygı duyan ve doğa üzerindeki olumsuz etkileri sınırlandıran şeffaf tedarik zincirlerinden gelmesini de garanti altına almaktadır.
Kimya genellikle yapay veya sentetik unsurlarla ilişkilendirilse de "kimyasal zararlıdır, doğal iyidir" şeklindeki yaygın inanış gerçeği yansıtmamaktadır. Aslında bir malzemenin kimyasal olarak dönüştürülmesi, kalitesinin ve sürdürülebilirliğinin çok daha hassas bir şekilde kontrol edilmesine olanak tanır; zira doğada doğal bileşenlerin kalitesi, iklim ve yetiştirilme koşulları gibi değişken faktörlere bağlı olarak farklılık gösterebilir.

Ürünlerimiz, ister sentetik ister doğal kökenli bileşenlerle formüle edilmiş olsun, kullanım şekli, sıklığı ve dozajı gibi tüm koşullar dikkate alınarak son derece sıkı güvenlik değerlendirmelerine tabi tutulur. Tüm Maybelline ürünleri, güvenlik standartlarımıza tam uyum sağlamak amacıyla Araştırma ve İnovasyon merkezlerimizin liderliğinde kapsamlı bir uzman değerlendirme sürecinden geçmek zorundadır. Ham maddelerimizin kökeninden kalitesine kadar her türlü ayrıntıya hakimiz ve bu maddelerin bitmiş ürünlerdeki güvenliğini garanti altına almak için çeşitli uzmanlarla iş birliği yaparak kapsamlı değerlendirmeler yürütüyoruz; ayrıca formüllerin güvenliğini doğrulamak için bağımsız üçüncü taraf laboratuvarlarda ürün tolerans testleri gerçekleştiriyoruz.

En sevdiğiniz Maybelline ürünlerinin içerikleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için bu sayfayı ziyaret edebilirsiniz.

Yeşil Bilim (Green Science) uygulamalarımız doğrultusunda, çevresel ayak izini azaltan ve kimyasal kullanımını en aza indiren yöntemlerle bileşenlerin özenle yetiştirilmesini, dönüştürülmesini ve formüle edilmesini sağlıyoruz. Bu yaklaşım, kullandığımız bileşenlerin biyoçeşitliliğe saygı gösteren ve çevresel etkileri sınırlandıran sorumlu tedarik zincirlerinden geldiğini garanti etmektedir.